yerinde duranla... 的个人资料*ahensa*照片日志列表更多 工具 帮助

日志


10月16日

sen basit hüzünlerinle oyalanadur


Özür diliyorum senden ey hayat
 
 
Mümkün olsa, her dostumu buraya mutluluk stajına çağırırdım. Yaklaşık bir aydır el bebek gül bebek hazırladığımız Rehabilitasyon Merkezimizde,(Dr. Senai Demirci Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, 0216 4664040) hayatın saklı yüzünü, gölgede bekleyen sürprizlerini okuyorum. Burada küçücük sevinçlerin, minicik başarıların ne kadar da büyük olduğunu öğreniyorum. Mutlu olmayı unutanların, hatırlayacağı o kadar mutluluk var ki! Sevinmeyi büyük şeylere bağlayanların keşfedeceği o kadar sahici sevinçler var ki!.
Kendimce bir "Engelli Günlüğü" tutmaya karar verdim. Bu günlüğün kahramanlarını, aileleri izin verdiği ölçüde, fotoğraflıyorum da. Tanıyın istiyorum o kalbi büyük kalıbı küçük kahramanları. Bir de onların annelerini, babalarını, utangaç kardeşlerini, mahzun ağabeylerini, eli koynunda ablalarını iyi bilin.
Bilin de, çocuklarınız üst başlarını çamurlayarak koşuyorlar diye, koltukların üzerinde zıplıyorlar diye, olmadık ukalalıklar yapıyorlar diye üzülmemeyi öğrenin. Burada, çocuğunun "ilk adım"ı için bir ömür tüketen anne babalar var. Burada, âmâ kızının gözünün içine hasret dolu bakışını yıllardır bekleyenler var. Burada, otistik kardeşinin yarım da olsa bir tebessümünü umutla bekleyen küçücük ablalar var.
Down Sendromlu ağabeyinin bin bir zahmetle ağzından çıkardığı sözcüklerle mutlu olmayı öğrenmiş bir ilkokul öğrencisi gördünüz mü? Kardeşinin tekerlekli sandalyeden ayağa kalkamamasına alışmış, erken yaşta olgunlaşmış minik ağabeyler tanıdınız mı siz? Küçük kız kardeşinin de kendi yaşına geldiğinde yürüyemez olacağının kendisinden sır gibi saklandığı kas erimeli ablanın gözlerinin içine baktınız mı hiç? On yaşında her çocuk gibi koşup dururken sadece beş yıl içinde yürüyemez hale gelip hızla ihtiyarlamış büyük ruhlu gençleri gördünüz mü siz?
Bir görseniz onları. Bir bilseniz göğüslerine saplanmış paslı hançerleri. Belki de, benim gibi, anne baba olduğunuza utanırsınız. Hayattan bıktığınıza, sevdiklerinize küstüğünüze yanarsınız. Gereksiz mutsuzluklar ürettiğiniz için bin pişman olursunuz.
Bir babanın 18 yaşındaki oğlunun ayakkabılarını özenle çıkarışını, tekerlekli sandalyesinin aparatlarını sabırla söküp yerine takmasını seyrettim geçen gün. Hayranlıkla ama mahcubiyetle. Kızıma ayakkabısını giymekte nazlandığı için kızdığım anlar geldi aklıma. O babanın ve annenin "Niye bu bizim başımıza geldi!" demek yerine, suskunca, minnet duygusuyla ekibimize teşekkür edişini kısa bir film olarak çekmek isterdim. O filmin müziğini bestelemek için en az 15 gün oğlumu tekerlekli sandalyede gezdirmem gerek. Onaltıncı günde yürümeye devam edeceğini bile bile de olsa, o 15 günün ıstırabı ne kemanlar sızlatırdı acep.
Sonra, hiç kötülük düşünemeyen o meleksi varlıkların annelerinin gözlerinin içine bakışları düşüyor aklıma. Down Sendromlu bir delikanlının nasıl da babasının dükkanına sadakatle koşturduğunu, getir götür işlerine seve seve baktığını, dükkanı ince ince süpürünce mutluluktan nasıl da gözlerinin içinin parladığını anlattı annesi önceki gün. Annenin de gözlerinin içi gülüyordu anlatırken. Ne garip değil mi, bir düğün hayal edemiyor oğlu için ama lekesiz bir sevinç gözlerinin ta içinde büyüdükçe büyüyor. Utandırıyor beni.
Ömrümün ahirine hayatın bu mahzun köşesinde nöbet tutmam yazılmış meğer. İlk fırsatta, bir günümü işitme engelli gibi kulaklarım kapalı geçirmeyi düşünüyorum. Bir başka günde de tekerlekli sandalye ile semtimde gezmeyi deneyebilirim. Bir başka gün elimde bir "beyaz baston"la kaldırımların köşelerini ve inişlerini yoklarken görünebilirim. En zoru da, kucağından hiç inmeyen, belki hiç tebessüm etmeyen, şefkatinin karşılığını yüzünde hiç okuyamadığın bir zihinsel engelli çocukla hiç olmazsa bir gün geçirmek...
Bir avuç öğrencimiz var şimdilik. Bizden önce o suskun acıların nöbetini devralanlara hayranlıkla bakıyorum. Bu şehrin kaldırımlarını tekerlekli sandalyeye göre yıkıp yeniden yapıyorum hayalimde. Bu şehrin seslerini bir de görme engellilerin kulağından dinliyorum şimdi. İşitme engellilerin annelerinden bile duyamadığı o müşfik sesin açlığıyla, anne yüzünün her noktasından şefkat emmelerini seyrediyorum şimdi.
"Öğrenci" mi demiştim? Düzeltiyorum. Bize öğrettikleri o kadar fazla ki. İzninizle "öğretmen" demek istiyorum onlara. Unuttuğumuz mutlulukları bize yeniden hatırlattıkları için. Acemisi olduğumuz sevinçleri bize yeniden öğrettikleri için. Ne güzel öğretmen onlar.. Susarak öğretiyorlar!
 
 senai DEMİRCİ

评论 (1)

请稍候...
很抱歉,您输入的评论太长。请缩短您的评论。
您没有输入任何内容,请重试。
很抱歉,我们当前无法添加您的评论。请稍后重试。
若要添加评论,需要您的家长授予您相应权限。请求权限
您的家长禁用了评论功能。
很抱歉,我们当前无法删除您的评论。请稍后重试。
您已超过了一天之内允许提供的评论数上限。请在 24 小时后重试。
因为我们的系统表明您可能在向其他用户提供垃圾评论,您的帐户已禁用了评论功能。如果您认为我们错误地禁用了您的帐户,请联系 Windows Live 支持部门
完成下面的安全检查,您提供评论的过程才能完成。
您在安全检查中键入的字符必须与图片或音频中的字符一致。

若要添加评论,请使用您的 Windows Live ID 登录(如果您使用过 Hotmail、Messenger 或 Xbox LIVE,您就拥有 Windows Live ID)。登录


还没有 Windows Live ID 吗?请注册

akahmed发表:
Seni Hatırlatıyor!
Ömer Sevinçgül


YAĞMURLARLA senin rahmetin yağar, dereler, çaylar, ırmaklarla akan sınırsız şefkatindir. Anneler, kucaklarının sıcaklığını senin merhametinden aldı ve göğüslerinden yavrularının ağızlarına akan senin ikramındır. Gönülden gönle yankılanan sevgilerde “Vedûd” ismin cilvelenir. Çünkü sensin sonsuzca seven ve sevilen. Kalpler, sevmeyi senden öğrendi. Bahar tablosunda muhabbetten kalbi kanayan güller, vuslatın hasretiyle ağaçların minberlerinde besteler yapan bülbüller senin “Cemîl” ismini terennüm ederler.
Sen, süslü sûretler veren “Musavvir!” Eserlerine, hiçbiri diğerinin aynı olmayan biçimleri verensin. İlminle ölçer, iradenle seçer, kudretinle biçersin. Kâinat kitabın, yeryüzü sayfan, cümle canlılar ve cansızlar kudret kelimelerindir senin.

Yıldızların nûranî parıltıları “Nûr” isminin gölgeleridir. Dağlarda azametin, volkanlarda kibriyan, semalarda celâlin yankılanır.

Kışın “Mümît” isminin fırtınasıyla öldürür, baharda “Muhyî” isminin sabâ rüzgârıyla can verirsin.

Bahar gelini senin “Müzeyyin” isminle süslenir, tek arzusu senin güzeller güzeli isimlerinle nakışlanıp, yine senin ezelî nazarına bir an olsun görünebilmektir.

Senin ilahî huzurunla bir an şereflenen varlığa yokluk yaklaşamaz. Her eserinde gördüğüm varlık şevki, yaşama arzusu, beka meyli senden gelen “nazar” sırrıdır, “huzur” neşvesidir.

Sen teksin, birsin, eşi, benzeri, ortağı, yardımcısı olmayan “Ehad”sın. Temelde birbirine benzeyen, yardımsız, yardımcısız yapamayanlar senin “eserlerin”dir, sana işaretler ederler. Onların acizliği kudretini, fakirliği zenginliğini, fâniliği bekanı dile getirir.

Büyük küçük bütün yarattıklarının ihtiyaçlar içinde çırpınışlarına şahit oldukça, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, sayıya gelmez muhtaçların her an yardımına koşan “İnayet”ini ve “Samediyet”ini düşünürüm.

Gafletle bakanların gözünde, eserlerin sana perdedir. Sineklerin örümcek ağına takıldıkları gibi, bu “kesret” perdelerine takılıp kalarak sana ulaşamayanlardan olmak istemem.

Senin isminle nakışlanmayan sevgileri sevmem, ayrılık acısıdır. Varlıklarda “sebebi muhabbet olan hüsün ve ihsan ve kemâl” sendendir ve senindir.

Yerdeki ışıltılarına dalıp da nazenin güneşi sevmeyi unutanları... Gölgelerin aşkıyla asılları göz ardı edenleri... Ve senin adına olmayan sevgilerin şiddetini gördüğüm, başkaları için söylenen şarkıları duyduğum günden beri...

“Bana her şey seni hatırlatıyor !”
selam ve dua ile can hocam yüreğinize sağlık olsun
10 月 16 日

引用通告

此日志的引用通告 URL 是:
http://jalenur93jalenur.spaces.live.com/blog/cns!22BBB89523368325!3802.trak
引用此项的网络日志